25.Haz.2008
Merhaba canlarım,

Neredeyse 3 ay oldu yazmayalı, sizi okuyamayalı..hemen kısacık kısacık geçeceğim olan biteni..

Taşındım, döt kadar bir ev, cevresi çok kötü ama site içinde ve evlerin içi güzel ve kirası çok ucuz.biriktirip ev alırız dedim inşallah yapabiliriz. Taşınma süreci çok sancılı olsu, arada üşüttüm berbattı herşey, dünya bir ilaç kullandım. Bu eve taşınınca neredeyse eşyalarımın yarısını başkalarına verdim.içim acıdı ama ne yapayım sığmadı.. bu kız delimi dediğinizi duyar gibiyim niye o kadar küçük bir eve taşındı diyorsunuz biliyorum ama sebebini inanın bende bilmiyorum ev 2+1 75 m2 amerikan mutfaklı( bu sürekli mutfağı temiz tutmam gerekiyor demekJ

İş yerinde cok sancılı 2 ay geçirdim. Sınava hazırlandım, sınavı kazandım mülakata çarılmayı bekledim, mülakata çağrıldım sonucu bekledim 2 ay gözümün yaşı durmadı, sonuç ne mi oldu 3 haftadır kendi şubemde ticari taraftayım müşteri temsilcisi oldumJ işler tahmin edemeyeceğiniz kadar yoğun, canım cıkıyor..

Veeee hamileyim...ben bilmeden onca eşya taşımış, onca ilaç yutmuş olmama rağmen hala hamileyim.. 3 haftadır terfi etmiş 2 aylık hamile bir bayanım ve hiç kimse bilmiyor bankada.çok korkuyorum, herşeyden..

Uzun süre doktor bulamadım, 2 ayda 4-5 doktor değiştirdim şimdi bir doktor buldum güler yüzlü benimle ilgileniyor derken bu Cumartesi ondanda soğdum.. rutin testler istedi işte kan testi, sarılık testi idrar tahlili falan. Testleri yaptırıp yanına gittim ve yüzüme bile bakmadı hemde değerlerim o kadar kötüykenL

Sadece- aşırı kansızsın hemen saat 1 olmadan xxxx beyin yanına koş dedi panikle..

Bende gittim xx beyin yanına. Benden bir sürü tahlil istedi, kan eko,ekg bilmem ne bilmem ne..henüz kan tahlilim çıkmadı ama kansızlığımın sebebi büyük ölçüde ortaya cıktı.. doğuştan kalp kapakçıklarım kan sızdırıyormuş. Bu nedemek bilmiyorum ama duyduğumda ağladım. Keşke hamile kalmasaydın dedi doktor. Şimdi tedavimi göreceğim ne olacak bilmiyoum. Meğer o yüzden aşırı halsizmişim, bayılma kusma yığılıp kalma sebeplerim bunlarmış. Şimdi bebek benim kanlarımı aldıkça iyice arttı sanırım..ben kalbimde daha büyük sorun bekliyordum bunada şükür.

Kan ilaçları beni iyice öküz yapacak 70 kiloyum biliyorumL sürekli midem bulanıyor, şakarli hiç birşey yiyemiyorum ve asla süt içemiyorum..

Salak bebicikte içimde iyi sanırım kalbi atıyormuş(bence zıpır zıpır zıplıyor) dün elimi göbeğime koyup çok ağladım a bebecik başka annemi bulamadın kendine dedim, ben gerçekten normal değilimdir, bunu en iyi cadı bilir, ruh halim dengeli dengesiz tuhaftır yani..nasıl bir anne olacağım bilmiyorum. Bu yazıyı umarım o bebicik okumaz ama onu istemiyorum.. çevremde bilen herkes cok sevindi birtek ben sevinemedimL geçicimi acaba.. su gibide böyle olmuştu şimdi harika bir anne oldu..

Süpsüpüyle birbirimizi yiyoruz. Erkek olunca kültiğin kız olursa gültigin koyacakmış ismini!!! Neyse işte böyle minik kırmızı biber dolmalarım.. hepinizi cok özledim.. keşke birazcık vaktim olsaydıL

mucksss

CADI DAN NOT: Doktor şurup vermiş ama her ay kontrole gelmesi lazım demiş.

Etiketler:

 
posted by mayonez at 00:54 | Permalink | 11 comments
20.Şub.2008
korkuyorum

koştura koştura hayatı tüketiyorum yine..

ev sahibimiz ev kirasına yüzde 25 zam yaptı, sinir öfte şiddet hepsini aynı anda hissedip evden çıkmak istedim. her yıl ev mi değiştirecektim? her yıl taşınmak kolay mıydı. konuştum süpsüpüye ev alalım diye. bir hafta emlakçı camları ve internette gezindim durdum. bodrum katı 60 m2 evler bile 100 milyar yuh yaa:( olmuyor kuzu gibi kirayı kabul edip oturdum.

o kadar çok psikolojimi bozmuş olacağım ki geçtiğimiz pazar günü o karda kışta süpsüpü zorla beni bilmem nerelere kadar yürütüp araba bakalım dedi. titreyerek gittik ve nissan note aldık. ne olduğunu bile anlamadan elimdeki tüm peşinat gitmiş 20 milyar krediyi onaylamıştım bile.arabamız teeyyyy allahın japonyasından geldi yarın yapıkrediden krediyi alıyoruz kuvvetle muhtemel haftasonu araç elimizde olacak. şimdiden pişmanlıklar duyuyorum o aracın şeklini hiç sevmezdim ama korkumdan süpsüpüye söyleyemiyorum bile. sanırım önümüzde ki aylarda evlere temizliğe gitmeye başlarım. hem o manyak kirayı hemde araç taksidini zira imkansız ödeyemeyiz gibi geliyor:((

süpsüpü de benim gibi güneşlide artık:) öğlen yemeklerini beraber yiyelim, akşamları beraber eve gelelim diyorum ama beni henüz dinlediği yok. yeni işini çok sevdi koşarak gidiyor şubesine inşallah böyle devam eder.

çocuk istiyorum artık ama bir sorunumuz var galiba çocuğum olmuyor. daha bunları düşünmek ve üzümek için erken mi bilmiyorum ama çok korkuyorum. omayacağını düşündükçe daha psikopatça çocuk istiyorum. bebek kıyafetleri seviyorum ve kendimi çatlak bir anne olarak hayal ediyorum. umarım rabbim bu isteğimi önceki psikopat tavırlarımı umursamadan geri çevirmez..

hepinizden oumlu düşünceler ve dua bekliyorum, aç günler beni bekliyor. Allahım ya lütfen bir bebek ver bana lüpleen lüpleenn:((

not: pamuk lütfen burada yazanları kimseyle paylaşma olur mu canım, ne araç ne çocuk ok?

 
posted by mayonez at 23:49 | Permalink | 20 comments
04.Oca.2008
özledim sizi cancanlarım

yine çok zaman geçti farkındayım. çok yoğun bir hayatım varmış ta 2 satır yazamamış değişim tamemen tembel koca dötlü göbekli kızın tekiyim işte..

tüm blog arkadaşlarım doğum yapmış, o minnacık mis kokulu bebeklerini kucaklarına almış bir cadı ve ben gibi kazuletler bu olaydan geri kalmış durumdayız..Su gibim ve palyançomun gözleri binlerce aydın olsun..

hayatımda en ufacık bir değişiklik olmamış durumda, şubeye başlayalı neredeyse 2 ay oldu ve ufaktan iş arkadaşlarım beni tanımaya başladı, galüba beni seviyorlar artık, benim yemeğe çıkma saatimde sohbet edip gülelim diye şube mutfagında yığılma oluyor:)) yine kendiyle alay edebilen mayonez ve bir sürü kokoş kadın..onlarda zamanla doğallaşıp giydikleri donun markasından daha önemli olduğunu anlayacaklar insan beyninin ve kalp güzelliğinin..bana hava atan insanı yerin dibine sokarcasına aa benim hiç network takımım olmadı biliyormusuunnn, aaa hayatımda o peynir markasını duymadım, vay be türkiyede pansiyon harici gidilen 5 yıldızlı tatil köyleide mi varmış diyorum, umarım başarılı olabilirim:))

hafta içi deli gibi satış yapıp eve koşturup yemek hazırlayıp bir yandan süpsüpü diğer yandan benli göbekle uğraşıp onları deli ediyorum, hafta sonları sabah benli göbeğin nişanlısı simcik geliyor klasik kahvaltı sohbet gülüşme, alışveriş ve evin yiğitleri kendini yorgun hissetmezse çıkıp geziyoruz yemek yiyoruz falan..simcik tatlı bir kız tanıdıkça dahada seviyorum( cadı kıskanma:)))

bu arada süpsüpü fortise ticari bankacılık satış yönetmen yardımcısı olarak girdi, bizim bankada bunun tam karşılığı hangi pozisyon bilmiyorum ama kulağa çok hoş geliyor ve aşırı sevindim.. bu pazartesi eğitime başlıyor, 2 yıllık sözleşme imzaladı..o da çok mutlu bana 3- 4 takım elbise daha alalım dedi, bir sürü ütülenecek gömlek yine böööö:((((

ayrıca ben ne zaman anne olacağım ya 27 yaş çok uzak değil artık benden, hem süpsüpününde artık iyi bir işi oldu ama korkuyorum işte..hangi doktora gidilir, hem ben asla oramı buramı açamam ne bileyim doğumdan sonra kim bakacak..Keşke kazara hamile kalsam ve hamile kaldığımı 8.ayımda farketsem:)süpsüpü sabırla karar vermemi bekliyor, tam karar veriyorum o garibimde kendini hazırlıyor 1 saat geçmeden vazgeçiyorum.gerçekten süpsüpü çok sabırlı biri..

haa unutmadan ben 7 aydır bu hantal gövdemle 2 kilometre kan ter içinde yürüyerek servise biniyordum. bu durumumu insan kaynaklarına anlatmış, kan ter içinde kıpkırmızı patates suratımla servise binmenin estetik bir görünüş olup olmadığını sormuş ama çare bulamamıştım. tam 7 ay bu çileyi çektikten sonra serviste tesadüfen zaten bu servisin benim evimin sokağının başından geçtiğini ve dolana dolana benim 2 kilometre yürüyüp bindiğim yere geldiğini ve benim bindiğim yerin personel aldığı son nokta olduğu için salak gibi ayakta kaldığımı öğrendim. tüm servis ne salak olduğumu anladı utanıyorum ama ne yapabilirim:))))

işte böyle benim minik milföy böreklerim, küçük şarjlı el süpürgelerim, canım kabak oyacaklarım.. hepinizi aşırı özledim..süpsüpünün tıkır tıkır çalışan hafızası yüzünden ödenmeyen 4 faturamız neticesinde internetimiz kesildiği için bu kadar ara verdim özür...

bu arada bu son 10 gündür yaptığım yaklaşık 50 adet ek kart şatışlarımın hepsinin baba adı yaşar..eğer onlardan biri sizseniz ve 444 ü arayp şifre alacaksanız baba adınız yaşar, anne kızlık soyadınız özen:))) ne yapayım ben bunları almamın satışta zorunlu olduğunu bilmiyordum ve kart girişlerini yaparken yaşar yazdım..

 
posted by mayonez at 23:24 | Permalink | 10 comments
01.Ara.2007
karışık kuruşuk

cuma akşamı bankadan çıkarken neredeyse halay çekecektim 2 gün tatil diye.. şuanda evdeyim, mutfağı topladım, salonun halısını sildim nereye bakıyorsam kirli görünüyor gözüme, daha o kadar çok yapılacak iş varki, camlar, kapılar, dolapların içleri, koltuklar, yıkanacak ütülenecek çamaşırlar ıyyyyyyyyy:((((

annem ödüğü sene 15 yaşımdaydım lise 2 deydim ve evimiz tertemizdi, onca okul dersi 3 erkeğin çamaşırı ütüsü ve buna rağmen jilet gibi tertemiz ve düzenli bir ev, üstelik yemekte yapabilirdim peki şimdi ne oldu bana?? şişmanlık insanda tembellik mi yapıyor? yetiştiremiyorum hiçbirşeyi, akşam eve geldiğimde inanın pestilim çıkmış oluyor. bu tamamen psikolojik biliyorum inşallah bunu yenebilirim zira ben düzenli evi çok severim:))

biraz önce sugibinin sayfasında çarşaflarını ütülediğini okudum, ben 3 4 adet cici cici renkli nevresim takımları almıştım üstü başka dolapta altı başka dolapta, lastikli çarşafları geçiriyorum yatıyoruz süpsüpüyle, lastikli çarşaflarda ütülenmiyor ve öyle jilet gibi katlanmıyor ki dolaba düzgünce yerleştireyim. bu satırları okuyunca içim daraldı ne omuş bana ? yurtta bile en düzenli dolaplardan biri benimkisiydi..

bu ara daha iyiyim hayata birazcık osun bağlandım bundan sonra evimide daha düzenli temiz tutacağım kendime de özen gösreteceğim inşallah. çocuk yapmak istediğimi hissediyorum hem o salak şubeden tek kurtulma yolum bu sanırım, ben bu kadar pasaklıyken çocuğa nasıl bakacağım acaba:((( ya gerçekten herkesin evi o kadar düzenli ve temiz mi? nihayet bugün salon temiz odu içime sindi yarında diğer odaları böyle yaparım ve evin temel düzenini korumaya çalışırım..

sanırım bunların hepsi psikolojimden kaynaklanıyor, annemin ölümü ve yaşadıklarım sanırım bende baya büyük yaralar açmış ve acısı böyle böyle çıkıyor. içimde aniden fırtına kopuyor, endişe duyuyorum ve sapsarı oluyorum bazen bunu kimseye söyleyemiyorum aniden geçiyor. içimden bazen hiçbirşey yapmak gelmiyor, günlerce karanlık bir odada öylece oturabilirmişim gibi hissediyorum, benim yalnız kalmamam lazım bunu anladım, 15 gün süpsüpüyle konuşmadık o salonda yattı bende bulduğum yere kıvrıldım ve sonuç çok daha kötü oldu. birileriyle konuşmalıyım anlatmalıyım ben, ya da böğürerek ağlamalıyım. barıştık süpsüpüyle şimdi daha iyiyim evimide temizlemek istiyorum, işe giderkende daha güzel giymek falan.

sabahları süpsüpüyle aynı anda evden çıkıyoruz ve beraber yürüyoruz beni servise bindiriyor, inanın öyle iyi geliyorki bu bana. yol boyunca konuşuyoruz sabahın o saatinde ve günüm daha iyi başlamış oluyor. müşterilerle de şakalaşarak, gülüşerek satış yapıyorum bu bir haftadır, zorunluluk olmaktan çıkıyor hem karşıdakinin de hoşuna gidiyor bu. ürünlerin faydasını anlatıyorum falan, öyle kibarcık olup kasmıyorum kendimi nihayet özüme döndüm..

bir sonraki yazıda tertemiz ve düzenli evimin resmini çekip eklemeyi panlıyorum, bırakın beni gidip kendimi çamaşır sularına vurayım:)) muckssssss

 
posted by mayonez at 16:15 | Permalink | 13 comments
15.Kas.2007
canlarımmmmm

O güzelim karşılama ve o yaşadığım abuk sabuk olayardan sonra aşırı panik olmuştum evet omuştum yane:))

19 - 21 - 22 bilin bakalım bunlar ne?

eveeettttt şubede başlayalı 4 gün odu bu 3 günlük satışlarım:))

satış yöneticim süper olduğunu söyledi bu rakamların, inşallah böyle devam ederim bakalım..

hepinize sonsuzzzz teşekkürlerr..

 
posted by mayonez at 23:42 | Permalink | 16 comments
13.Kas.2007
böhüüüüü:(((((((((((((

bu hafta gözümden akan yaşla korkarım istanbulun su sorunu çözülürdü, tuzlu muzlu ama çözülürdü yani..

herşey çok güzeldi, cumartesi gecesi(taaa geçen hafta ki cumartesi) mahşeri cümbüşü canlı yayında yine konuk izleyici olarak izlemiş, oyun sırasında varis çorabı, silikon tabancası gibi saçmasapan örnekler verip milleti kendime güldürmüş büyük bir neşe içinde gece 4 gibi eve varmıştım süpsüpümle..

pazar gayet normal uyanıp kahvaltı hazırlayıp içimdeki hırsları bir yazıya dökeyim ilerde birgün müdürlerdem birine mail atarım dedim..

mail ister istemez eski şube müdürüm olup sonradan bölge müdürü olan ve beni seven babacan t bey' e hitaben oldu..ben bu şubede sadece para sayıyorum, iş isteğim ve hırslarımın sönmesinden korkuyorum, bana yol gösterirmisiniz gibi bir mail yazdım ve kendi mail adresime gönderdim.. maili bankada tam 3-4 gün okuyup tüm cesaretimi toplayıp perşembe günü gönderdim ve tam 1 saat sonra xx şubesine tayinim çıktı:(( ben daha mail raporu gelmişmi diye bakmadan tayin kağıdım geldi, yine gişe ve enn ennn kalabalık şubelerden biri ve müdürümüz bekar yaşlı ve aşırı disiplinli biri..

geri dönüşü olmayan bir yoldu ve evet ben bir öküzdüm.. vurup gözüme günlerce ağladım zavallı süpsüpü neler çekiyor elimden..korka korka pazartesi şubeye gittim ve günaydın yerine müdürlerden biri gelip günde 15 adet ürünün altına düşmek yok satışlarda dedi, takip eden bir saat içinde şube müdürünün odasına çağrılıp resmen başarısız olursam kapı önünde kendimi bulacağım söylendi:(

korku, şiddet, entrika bilmem ne bilmem ne herşeyi yaşıyordum, tek isteğim o şubeden avazım çıktığı kadar bağırarak dışarı kaçmaktı..

ne satabilirdim ki, fatura ödemeye gelene, çek tahsiline gelene, senet işlemi olana?? canımı dişime takıp zorla 5 adet satabildim.. millete tüm tatlı dilimle ve faydasını söylediğim ürünler için istemiyorum diyip çekip gidiyordu her müşteri..akşam yine evde sinirden ağlayan emel ve çilekeş süpsüpü..

daha önce hiç satış yapmamış ben şube dolusu insan, sürekli kaçtane satmışım diye raporlara bakan satış yöneticisi, bir yandan para derdi ve kafası çorba olmuş ben..bugün nihayet 15 adet sattım derken sözleşmesi olmayan 7 müşteri satışım sayılmadığı için yine çaktım satıştan:(

aç susuz çalışıyorum, inanın dün akşam tam servisten indim ve olduğum yere yığıldım sancıdan, sabahtan beri tuvale hiç gitmeyen beden isyan etti yolda ve benzinlikçiye girip ben böbrek hastasıyım numarası çektim yine 2 büklüm vaziyette..

evimin kadını çocuklarımın annesi mi omalıyım acaba? 15 satsam 20-25-50 ye kadar çıkacaklar biliyorum..işe gitmek istemiyorum, insanca muamele görmek özgür olmak istiyorum:( ben çalışmazsam kirayı nasıl öderiz bilmiyorum. bende canından bezmiş soluk benizli bankacı sürüsüne dahil oldum hemde 3 kuruş maaşla:( su gibi biliyorum ben sana demiştim diyeceksin..

kendimi saldım çayıra mevlam kayıra vaziyette gideceğim yarın şubeye.. bakalım kasmadan satabilecek miyim? ya anlamıyorum ben finansçıyım, koca şirkette 4 yıl çalışmısım şimdi otomatik fatura, kredi kartı hayat sigortası, bireysel emeklilik satıyorum.. bunun benim istediğim ticari bankacılıkla ilgisi var mı?

inanın boğazım düğümleniyor..

 
posted by mayonez at 21:56 | Permalink | 10 comments
28.Eki.2007
3 günlük tatil..

hepinize yorumlarınız için çok teşekkür ederek başlıyorum canlarım..

sayfayı uzun süre açamadım, annemin resmine baktıkça üzülüyorum. 26 ekim ölüm yıldönümüydü, rabbim mekanını cennet etsin inşallah.. bu 3 günük tatil çok iyi geldi ama yetmedi yetmiyor..3 ay evde kalsam keşke, hiç dışarı çıkmadan öylece evde oturabilsem, pijamalarımla ders çalışsam, kitap okusam, vakit ayıramadığım herşeyi yapabilsem . biliyorum ki bu asla olmayacak:(( en fazla 15 gün senelik izin yapabileceğim o da koşuşturmayla geçip gidecek. geçen sene daha umutsuzmuşum ki asla senelik izne çıkamayacağıma öyle inandırmışım ki kendimi, birini öldürüp hapse girmeyi ve devletin bana bedavadan bakmasını ve bende deli gibi ingilizce çalışıp, kitap okuyup, birşeyler yazmayı düşünüyordum:)) şimdi bu düşüncelerim geçti içimdeki cani kızı susturabildim..

ders çalışmaya ve koşu bandında yürüyüş yapmaya nihayet başlayabildim, umarım devam edebilirim. birde çok sevdiğim ansiklopedi okumaya başlayabilsem herşey harika olacak.

süpsüpü ile konuştuk ve tiyatro kursuna yazılacağım. güzel bir kurs arıyorum 2 3 seçenek var bakalım. mahşericümbüş te kurs veriyor ama saatleri uymayabilir, ilk oyunumda beni izlemeye geleceksiniz değil mi:))

ben ne zaman anne olacağım acaba? ilerde anne olursam ve çocuğum yaşadığım bu kararsızlıkları okursa onun nasıl yüzüne bakarım bilmiyorum ama ben kesinlikle çocuk düşünemiyorum galiba. dana kadar bir beyaz kağıt alıp olumlu olumsuz yönlerini yazıyorum bir süre sonra dalmış kağıda kaş göz çizmiş buluyorum kendimi. ben çocuğa kesinlikle bakamam, besleyemem, hem kim bakacak ben işteyken, çocuk için hırslarımdan vazgeçemem, ki eminim benim çocuğumda bunu istemez..yapmak istediğim daha birsürü şey var:( hem belki ayrılırsak süpsüpüyle ne olacak o çocuk? şu anda bile gözlerim doldu, sinirleniyorum böyle çıkmazda kalınca.. ama bir yanımda anne olmak istiyor, minik elli bebeğime kavuşacağımı bilerek uçarak eve gelmek, onun tüm gelişimini izlemek, onu iyi yetiştirmeye çalışmak..neyseeee uff geçelim içim daraldı..

sırtın tam ortalık yerine yapıştırılan ve metebolizmayı hızlandıran bantlar varmış, onları deneyen var mı işe yarıyormu.. ben tam 67 kilo oldum ne oluyor Allahım:))

neyse ben ders çalışmaya devam edeyim, süpsüpü sık sık gelip kontrol ediyor zaten:)) neymiş efendim tembelmişim, ancak oturur dert yanarmışım, bilmem ne bilmem ne..

 
posted by mayonez at 18:54 | Permalink | 15 comments
20.Eki.2007
ortalıklara saçımış mayonez içi..
tekrar merhaba...

şu anda korkunç bir yazma isteği doğdu içimde, tam blog alemine inancımı yitirmişken, ben yazsam ne olur yazmasam ne olur derken, sessiz sedasız okuduğum 2-3 kişi haricinde bakamıyorken bloglara sanem bana yorum bırakmış..buradan ona tekrar teşekkür ederim..

sayfasında kendimi buldum adeta. sanki evlerinde saattim, bibloydum tüm hayatlarına eşlik eden. bende yeniden yazmak istiyorum, anılarım uçup gitsin istemiyorum. sadece yaşadığım çok öenemli şeyleri değil her anı öenmli kılarak aktarmak istiyorum şimdi. umarım bu hissim geçmez gitmez yine.çünkü ben kendi kalemimde kendimi bulmayı da çok seviyorum, hani kendinizi önüzüe koyup bakarsınız ve o zaman farkedersiniz ya bazı yönlerinizi, yaşamın monoton koşuşturmasında kendinizi dinlemeye bile vakit yokken bir çok yönünüz siner kalır benlikte, ben o benlikle karşılaşınca çok seviniyorum. kısacası yazmak istiyorum kocaman hayatım uçup gitsin istemiyorum, geçmişe dönüp baktıkça ruh dengemin ve gelişimimin resmiyle karşılaşmak istiyorum.. hoş ben bunu nasıl yazmışım nasıl böyle düşünmüşüm diyip kendimi yediğim zamanlarda cok oluyor biliyorum ama kendimi keşfe çıkıyorum bundan sonra..

bankada çalışmaya başlayalı 6 ay oldu. içim içimi yiyor, içimde sonsuz bir hırs ve çalışma isteği var. bana yetki versinler çıkıp firma bağlayayım istiyorum şubeme..onlarla görüşeyim, ziyaretlerine gideyim onlara değer katarken öğreneyim, firmalarımla ilgili analizler yapayım, onlara hangi ürünümüzün daha faydalı olacağını düşnmekten uykularım kaçsın istiyorum, onlar paralarının, çeklerinin hesaplarının emin ellerde bankada ve tanıdıkları Emel'de olduğunu hissederken şubem kar etsin ve bunun için tebrik mailleri alayım istiyorum. yastığa her kafamı koyduğumda bunları hayal ederken planlarken buluyorum kendimi.

firmalara gidip patronlarla tanışacağım ki "eminim insan ilişkilerim iyi oduğu için aram iyi olacak"ve güven oluşturacağım" onların çevresinden yararlanıp daha cok firma tanıyacağım. patron adam patron tanır:) onların mali verilerine bakarken gözüme çarpan büyük bakiyeli firmaları araştırıp çıkaracağım ve onlarıda bağlayacağım, yani bir müşterinin etinden sütünden derisinden faydalanacağım ama hem onlar kazanacak hem ben ve şubem..

işte tüm bu düşüncelerim bir duvara çarpıyor ve uyanıyorum..bundan önce çok güzel şeyler yaptım birileri bilsede emeğimin karşısını alsam da almasamda ben çok mutluydum bankaya girdiğimde bana geçmişini unut bizim banka gibi düşüneceksin dediler ve beni ve tüm bankaya yeni başlayanları olduğu gibi en alt servise koydular. 6 aydır sabırla çalışıyorum, kendime birşeyler katmaya çalışıyorum ama yükselemeyecek hayallerime ulaşamayacak olma korkusu yaşıyorum. şu anda gişedeyim, sadece para sayıyorum ve kendimi çok faydasız görüyorum. buradan sıyrılmanın ve kurtulmanın yolunun ne olduğundan emin değilim. 1 yıl gişede çalıştıktan sonra sınava giriliyor ve istediğim bölüme uşalmama 2 basamak kalıyor. sınavı inşallah kazanırım ama sonrasının olmamasından çok korkuyorum hemde 1 yıl beklemek istemiyorum. sınavı kazanıp mülakatları geçtikten sonra havuzda bekletilip yine bu para sayma işini yaparsam" ki bunun birsürü örneği var" diye korkuyorum

içimde bu kadar hırs istek ve başarılı olmak azmi varken bunu gidip şube müdürüyle konuşsam mı diyorum en azından yol gösterir..açıkçası bilmiyorum bilmiyorum bilmiyorum ama o görevde olsam aşırı başarılı olacağımı ve şubeme çok kar ettireceğimi biliyorum..

beni okuyan can arkadaşlarım ne yapmam gerekiyor:(

 
posted by mayonez at 11:05 | Permalink | 7 comments
17.Eki.2007
nişan..

şu anda imirin iti gibi titreyerek yazıyorum bu yazımı, hava ne kadar soğudu böyle?

benli göbekle süpsüpü maç izledikleri için beni hırpalayarak odadan attılar, neymiş efendim televizyonu kapatıyormuşum, bıdır bıdır ötüyormuşum, yaprak dökümünü açın diye dırlanıyormuşum. neyse bende fırsat bu fırsattır diyip 2 satır yazmaya karar verdim.

bayramın 2. günü sabah 7 gibi evden çıktık süpsüpüyle beni havaalanına bıraktı çekti gitti. uçak kötü hava şartları nedeniyle zar zor iniş yapabildi ve ben yusuf yusuf indim ve babamlar havaalanından aldı beni. o kadar paniktiki herşey bir yandan ağzıma birşeyler takmaya çaışıyorlar bir yandan geç kaldık diyorlardı. ben sabahın köründe kalkmış olduğum için gayet uzaylı gibi ve eşofmanlıydım ve biz benli göbeği(amaaan adı ömer işte:)) nişanlamaya gidiyorduk.

sinirden kıpkırmızı panik babama sadece baba ben nerede üstümü değiştireceğim, makyaj nerede yapılır dedim:))yaklaşık 5 dakika sonra terkedilmiş bir benzinlikçinin sidik kokulu tiksinç tuvaletinde ince çorap giyiyordum hemde ömere olan sinirimi gayet açık belli ederekten:)) aynası bile olmayan o tuvalette zıplaya zıplaya çorap giymiş, hiç bir yere sürünmemeye çalışarak etek ceket takımımı giyip saçımı mecburen tepeden toplayıp hızla giden araçta makyaj yaparaktan nişan evine varmıştım.

nişanda nasıl zırlayıp burnumu papuç kadar şişirdiğimi, kibarlık yapacağım diye yemek yiyemediğimi ve açlıktan başımın döndüğününü, ömerin küçüklük anılarını anlatıp onu nasıl rezil ettiğimi farkettiyseniz anlatmıyorum bile:))

ciddi ciddi ömer eşek kadar oldu ya, hala abimle komplo düzenleyip onu boğmaya çaıştığımız günler, kafasını kırmam, tekerlikli köpek şeklindeki beslenme çantası, birincisi yarım kaldığı için 2 defa sünnet olması ve 1 hafta boyunca verev işemesi hala dün gibi aklımda:)

bu arada nişanda bana kısmet çıktı:)) yüzüğümü takmayı unutmuşum ve nişanda bir teyze kızım çok tatlısın hayırlı bir iş için görüşeceğiz dedi bende birşey söylemedim:))) demmekki kollarım halil mutlu kadar olsada hala genç kız gibi görünebiliyormuşum:))

bu arada arada görünen ağlamış burnu şişmiş, saçı yine bağlı çirkin ördek yavrusu benim:))

canım ömerim büyüdün boyumuzu geçtin, rabbim sana çok güzel bir ömür verir inşallah.. ömür boyu mutluluklar benli göbişim..

 
posted by mayonez at 23:00 | Permalink | 14 comments
04.Eki.2007
abi bunu yapmayacaktın!!

küçük kadın içinde büyük bir sancı çekerek açtı gözlerini, göz kapaklarını, biri aşaıya doğru çekiyormuş gibiydi ama son gücüyle bakmaya çalışıyordu çevreye.. önce karşısında kocası tüysüz bacağı sırıtırken gördü, o anda şekillendi kafasında galiba herşey olumluydu..

odada gözlerini gezdirmeye başladı kadın, sessizliği bölen bir viyaklama ile sağ tarafına hızla kafasını çevirdi, küçük emrah kaşlı, gayet götlü göbekli, bön bön bakan bir bebeği gördü.bebeğin memeleri gıdınğının altında kamıştı:)) kadın ohaa dedi bu benim neremden çıktı, neremde yaşamış şimdiye kadar.. kadın kaderine razı olmuş vaziyette o bön bakışlı bebği evine getirdi. ilk bir ay her çalan telefona koştu belki hastanede karışmıştır diye ama herşey gerçekti o onun oğlu "doca" idi.

bebek doymak bilmiyor ve hep aynı salak ifadeyle kadına bakıyordu. kadın docayı emzirirken foseptik çukurunu temizleyen dev hortumlu vakumlu iş makinelerine bağlanmış gibi hissediyordu kendini.

doca tam 2,5 yaşına kadar yürümemiş, un çuvali gibi kadının yasladığı yerde öylece otuyordu.doca nın ilk kelimesi "lalllaaa" olmuştu. tüm aileyi sevince boğmuştu bu kelime çünkü küçük piyanosuna basıp lallaa demişti çocuk, yani zeka geriliği yoktu çocukta öyle bön bön baksada normaldi:))

mahallenin tüm çocuklarından dayak yiyip kafası kanlar içinde gelip - anne beni dövdüler derdi oğlu. okuldan en geç gelen, önlüğünün arka kemerii hergün kopmuş sallanarak, yaka paça bir yanda gelirdi doca evine. her hafta beslenme çantası,mont, spor ayakkabı alınırdı ona çünkü aşırı unutkandı.

en iyi arkadaşı kendinden tam 5 yaş küçük baran diye sümüklü bir çocuktu:)evde cüneyt arkıncılık oynayan, karete kurslarına gidip hala dayak yiyen ezik kişilik ortaokul yılarına gelmişti bile.

allahım ergenlik bir çocuğu en fazla bu kadar hıyarlaştırabilirdi. Allah genç kadının sabrını ölçmek istiyordu sanırım. yeni çıkmış sakal bıyık tüycükleri ve çatal sesi, dev burnu ve hala aynı salak ifadesiyle oğlu hirkad garibesi gibiydi kadının:)) ama hakkını vermek lazım oğlu zekiydi( hala anlamadım bu çocuk nasıl bilgisayar mğühendisi oldu ve hatta o bölümü uzatmadan bitirdi ama neyse:))

yaa keşke o köpekle çekilmiş resmin osaydıda ekleyebilseydim şuraya:))))

gerçekten çok kibarım daha ne anıların vardı da neyse:)) yurtta hani odaları karıştırıp:))) anladın sen anladın:))

 
posted by mayonez at 15:37 | Permalink | 14 comments
28.Eyl.2007
zaman..
zaman nasıl da akıp geçmiş değerli sevgi pıtırcıklarım, ben yazmayalı neredeyse 1.5 ay olmuş..

şimdi dönüp bakıyorumda harcadığım 1,5 aya hala herşey aynı hiiiç bir değişiklik yok hayatımda..

300 kiloluk koşu bandını odadan odaya geçirerek zayıflamaya karar vermiş olacağım ki makine geldi geleli 20 defa ordan oraya taşıdım:) tv karşısına koyuyorum oda daraldı diyorlar, yatakodasına taşıyorum süpsüpü beynimde yürüyormuşsun gibi ses çıkarıyor diyor..hööttt uleenn diyip tv karşısına tekrar taşıdım akşamları mp3 neyin dinlerken yürüyorum, ama henüz faydasını göremedim:) ısrarlı devam edeceğim..

hafızamda zayıflamış hatırlamaya çalışıyorum olayları..ramazandan önce şubecek bizim şube 2006 da türkiyenin en iyi ticari şubesi seçilmiş onu kutlamaya gittik, yüzsüz bir şekilde 2006 da şubede olmamama rağmen en çok ben hoplayıp zıplamak suretiyle eğlendim:)

sonra bayramdan önceki hafta pazar süpsüpünün ailesini iftara çağıracağım tahminen 20 kişi olur:)) hala menü belirlemedim, en ufacık bir fikrim de yok nasıl altından kalkacağıma dair..

ramazan çok yorucu geçiyor, yoldayken okunuyor eve gelip sofrayı hazırlayana kadar saat 8:30 oluyor ve haliyle süpsüpüyle birbirimizi boğma noktasına geliyoruz.:) gece sahurda süpsüpüyle benli göbeği masaya oturtabilmek cidden işkence benim için. yarı gözleri açık yiyip yatıyorlar..

fiziksel olarak kendimde çok büyük bir değişiklik yaptım....artık kendimi daha güzel alımlı ve sexi neyin hissediyorum. ne yaptığımı merak ettiniz dimi? mavi mandal tokam yerine siyahını aldım:)) en azından her kıyafetime uyuyor:)))

gerizekalı kız görünümüm kısmen gidiyor, kahgüllerim uzadı, saçımın tepeleri kırmızı uçları siyahtı ya artık tepesi siyah arada kırmızı(akmış iğrenç bir renk) uçları tekrar siyah:)) röfle nasıl birşey ya öyle birşey mi yapsam? patates yüze röfle nasıl olur?

salı baya üşüttüğüm için doktora gidip 1 gün rapor aldım(doktor 2 gün verse eline yapışırdı sanki), doktora gayet kendimi acındırarak ilaç kullanacağım oruç tutmasam olur mu dedim ama adam hayır iftar ve sahurda ilaçları kullanabilirsiniz dedi.. densiz adam yaa insan 1 hafta tutma der:)) ağzımın içine fön makinesi tutumuş gibi hissederek o acıyla oruç tuttum..şimdi daha iyiyim nihayet iyileşebildim..

az uyuyor ve ruh halimi düzeltemiyor olduğumdan olacak ki abuk sabuk rüyalar görüyorum. dün rüyamda bir doktor senin hiç çocuğun olmayacak dedi diye o kadar çok ağladım ki rüyamda, ule ben zaten çocuk istemiyorum yani düşüncesi bile bana çok uzak doktor diyip terslemeden bu kadar çok ağlamış olmam bilinç altı ile mi açıklanabilir acep?

süpsüpü ile bir iyi bir kötü yuvarlanıp gidiyoruz. beni kimseyle paylaşamıyor, benli göbekle bir araya gelince çok gülüyorsak ya da herhangi bir arkadaşım aramışsa ya da blogları dalmış okuyorsam ona ilgi göstermediğimi düşünerek küsüyor ve yaklaşık 3 gün bu negatiflik aramızdan gitmiyor..ben zaten kendimden vazgeçmişim hangi taşa kafamı vuracağımı şaşırmışım birde bu olaylar tuz biber oluyor.arasıra kafama poşet geçirip sıkıca bağlayıp elimede büyük bir plastik leğen alıp marjinal bir ölüm gerçekleştirmek istiyorum:)) son mektubuma da akrostiş bir şiir attırıveririm diyorum ohhh..

yarın biraz erken kalkıp evi temizlemem gerekiyor, çamaşırlar yıkanacak, mevcut yıkanıp kurumuş tam 3 makine çamaşır katlanacak dolaplara yerleşecek, benli göbeğin odasındaki perde yıkanacak( bu arada perde biraz uzundu bende hani perdeyi toplayıp cici kelebekli neyin perde iğneleriyle tuttuyorlar ya, o iğnelerden olmadığı için 2 adet benzer küpemle perdeyi altardan tutturmuştum. bugün farkettim ki perdede dana kadar delik yapmış onlar:)) şimdi yıkarsam sökülüp gider mi? çakmağı biraz yaklaştırıp oranın sökümesini engellemeye çaışsam perde tutuşur ve ev yanar mı? her ihtimale karşı telefon 110 çevirili olarak elimde ve yanımda bir kova su bulundurarak mı bu işlemi gerçekleştireyim yoksa kırmızı bir file çorap bulup en afilli halimle süpsüpüye yeni bir perde almalıyım mı demeliyim karar verebilmiş değilim:)))

davulcu amca geçiyor sahur hazırlayıp milleti uyandırayım bari. hepinizi çok seviyorum...

 
posted by mayonez at 12:38 | Permalink | 18 comments
21.Ağu.2007
özlenmiş mayonez yani ben

ben yine ne kadar ara vermişim böyle!!

bu kadar çok ara verince aklıma neler yaşadığımda gelmiyor ki..

başlıyorum efemm..

13 ağustos evlilik yıldönümümüzdü ve süpsüpü bankaya çiçek gönderdi beyaz ve kırmızı güllerden oluşuyordu çok beğendim, bir ay boyunca herkes görsün diye çiçeğimle işe gelip gitmeyi düşündüm ama yapmadım. çiçek geldikten 10 dk sonra süpsüpüden gelen sms süperdi- emel hevesin geçtiyse çiçeği geri verelim dünyanın parasını verdim:))

servise çiçekle bindim ve düşündüğüm tek şey,-Allahım ya şu yarmaya bile çiçek gelmiş diye düşünmesiydi diğer kadınların ama önemsemedim çiçeğimle kuzu kuzu evime geldim. O gece süpsüpünün burnundan getirdim, herşeyi bahane ettim kavga etmek için:)) -baaakk seeennn süpsüpü bey bir çiçek gönderdi diye havalara girmiş kumandayı vermiyor, vaaaayyy süpsüpüye bak sen bir çiçek nasıl değiştirdi yemek hazılrığında kılını kıpırdatmıyor gibi:)))))

saçlarım hala iğrenç vaziyette hala tepeden toplayıp, saçımı tek tutan mavi mandal tokamla işe gelip gidiyorum:)) kuaföre gittim saçımı kestirdim ve boyaması için yalvardım ama saçım yanarmış diye bir ay bekler dedi kuaför. cadı bu arada bana kuaför buldun diye sevinmiştin ya saçımı çok kötü kesmiş hala kuaför arıyorum:)) gerçi adamda haklı gerizekalı gibi saçımın önünü kendi kestiğim saçı nasıl adam etsin:))

süpsüpü ile pazar günü bizim bankanın spor tesislerine gittik accuk yüzeriz umuduyla. Ben nereden bilirdim havuzunun o kadar küçük ve denizine girmek için 4 metreden atlamam gerektiğini. yüzme bilmediğimi kimselere belli etmedim canlarım benim kendimi resil etmedim:))) geçerken milletin yanından yaa deniz anası var atlayıp şöyle yüzemedim ki dedim, saolsun süpsüpümde beni bozmadı:))

Banka ile ilgili son gelişmeler bir sonraki yazımda.. hepinizi seviyorum minik kağıt helva arası nutellalarım, leblebi tozlarım benim, vişne reçellerimmmmm

 
posted by mayonez at 18:19 | Permalink | 39 comments
02.Ağu.2007
kızıl afet:))

karşımda bir ayna var küçük yuvarlak, ara sıra çaktırmadan bakıyorum dişimde susam var mı, gözümdeki boya akmış mı, bıyıklarım belli oluyormu falan diye. küçük bir ayna, yüzümü sığdırmak için 1 metre geriye çıkmam lazım, haliylen kısım kısım bakıyorum dişler, teker teker gözler falan.

şuanda ne görüyorum biliyormusunuz kıpkırmzı bir tepe!! efem patates gibi yüzü olan ben saçlarıma hareket katmak için kendi kendime saçımın önüne kahgül kestim. hani şu gövde gelişmiş lakin kafa 2 yaşında gerizekalı kızlar gibi görününce kendime bir olgunluk gelsin diye siz sevgili bloger arkidişlerimden de aldığım gazla saçımı kızıla boyatayım dedim cadıya:) Ama unuttuğumuz birşey vardı yarıya kadar saçım siyah boyalıydı! sadece dipleri kırmızı altları siyah, önü kısa saçlı, yüzü patates gibi olan bankacı kız o vaziyette ortalıkta dolaşıyor:))

allah'ım ya ben hiç kuaförde saç boyatmadım, bir kuaförüm bile yok ben şimdi ne yapacağım, bunalımdan kurtulayım derken intaharın eşigine geldim:))

sonracıma sıgaraya başlamaya karar verdim hatta bununla ilgili ilk girişimi dün yapıp girdim bir yere ilk gördüğüm sıgarayı istedim lm light diye bişi birde kibrit istedim adam 4 ytl dedi. ohaa dedim içime otura otura aldım paketi kibriti çıktım, yolda yakıp içmeye utandım eve kadar koştum, apartmana girip yaktım, içime çekemedim tabi merakli kitlem benim içime hafif çekip üfledim, evin kapısına kadar öyle geldim sonra babannem ve cadı üstüme atladılar ve pakete el koyup elimdekini söndürdüler:(

şimcilik bu kadar. hepinize sonsuz teşekkür

 
posted by mayonez at 16:20 | Permalink | 27 comments
24.Tem.2007
bunalım

bu haftaya gerçekten çok kötü başladım!!

hiç dinlenemeden temizlikti çamaşırdı ütüydü debelenip durup haftaya öyle başladım. galiba yaşlanıyorum ben artıkın ilk mezun olduğum dönem 2 işte çalışırdım haftasonu tatilim bile yoktu banamısın demezdim, süpsüpüyle bile görüşemezdik tınlamazdım ama artık acıtıyor canımı. kendimi ruhu geçmiş, çirkin yaşlı hissediyorum, ne saçımı taramak geliyor içimden ne makyaj yapmak utanmasam kaş bıyık birbirinde geleceğim işe..yaşım 26 şuanda 30-35 olduğunda ne yaparım bilmiyorum, çaktırmadan benden yaşça büyüklerin nasıl yaşadıklarına bakıyorum acaba evli olmak mı insanı durgunlaştırıp yaşlı psikolojisine sokuyor.

birde bu yaşa kadar hala hiçbirşey yapamamış olmak üzüyor beni bir arabam bile yok, olanlarda görüm yok ama bizimde olsaydı şöyle bir arabamız ben kullansaydım ya da süpsüpü kullanırken yanına kurulsaydım!!

hem kiloyu dert edip hem birşey yapmıyorum cidden bunun adı bunalım olmalı, zayıf olsam güzel olurdum giydiğim yakışırdı diyorum, bazen saçımı kızıla boyamak geliyor içimden bazen sarı.. ne olursa olsun bu psikolojiden çıkmam lazım bu boşluktan kurkulmam lazım..bankada çok bakımsız olduğumu söylediler, zaten şişmanlamışım hiçbirşey gelmiyor o koca beyaz yağlı kollarımdan tiksiniyorum bu da tuz biber oldu. herkes makyaj yap kendine bak diyor ama inanın ki insanın içinden gelmeli söylenen herşey bir kulağımdan giriyor diğerinden çıkıyor.

kendimi sevmiyorum ben bunun anlamı bu galiba ya da hayatı herşeyi boşvermişim. süpsüpüye yazık inanınki şimdi beni aldatsa aldattı diye tutup boşarım onu burnundan getiririm ama böyle yaparak ona ve kendime çok kötü davranarak davetiye çıkarıyorum aslında..

şuanda dışarı bakıyorum ve geçen her kadın süslü zayıf ve güzel, ya ben!!emrenin civcivi ve elçinide çok güzel ve zayıflardı sayfalarında gördüm ve eminimki tüm diğer blogerlarda güzeller..ciden bunun için psikolojik yardım mı almam gerekiyor acep?

her sabah kalkıyorum diş fırçala yüz yıka ne giyeceğine yarım dakikada karar ver giy ve saçını topla çık.. bankaya gel öküz kadar kolların olmasına 65 kilo olmana rağmen poğaça ye, öğlene kadar deli gibi çalış, 12 gibi yemeğe çık ve sadece 10 dakikada ye ve tekrar işinin başına dön, gerizekalı kadın yöneticin bır bır ötsün rezil etsin seni müşterinin önünde(onca tecrübeme yazık vallahi bilgimi kussam altında kalır, dul kaprisli bir kadın işte, şu sevgilisi evlilik teklif etsede sizde rahatsasanız bende, 40 yaşına girmesine az kala şu kadına gelinlik nasip et rabbim amin) sonra 6,30 gibi işten çık eve gel koştur ve yat yine uyan ve işe gel..ve bunları senelik iznin olmadığını, şişman ve çirkin göründüğünü, saçları tepeden toplanmış bakımsız bankacı olduğunu düşünerek yap.

tanıdığınız ucuz psilolog varmı:)) alacağım maaşım kredi kartlarımızın borcundan çok az da şuan itibariyle..allahım ya hem geçinemiyorum kuş kadar maaşla, hem çirkinim, hem şişman böüüüüüüüüüüü:(( bu arada ne öküz kız o kadar yorum yaptık cevap vermedi demeyin eve gidip yazmayı planlıyorum cevapları..hepinizi seviyorummm

 
posted by mayonez at 19:23 | Permalink | 26 comments
20.Tem.2007

çileli mayonez!!

Üstteki o şirin görünümlü araba yüzünden şuanda kolumda kocaman bir diş izi var, belim ağrıyor ve fazlaca hırpalandım...

Paragrafı okuyunca küçük bir çocuğun elinden o arabayı almışım o da beni dişlemiş, yada hırçınlaşmış beni hırpalamış zannetiniz dimi, öyle değil işte..

Efem herşey çok güzel gidiyordu, 3 kardeş ve 2 sonradan aileye katılma insan gayet neşeli sohbetler edip gülüyor eğleniyordu. Sonra evin abisi olan 28 yaşında ki iri yarı abim bu arabayı getirip gösterdi, iş yerinde müdür arkadaşlarıyla akşama kadar oynamışlar, efendim geriye çekip bırakında fişek gibi gidiyormuş ta rampa bile tırmanabiliyormuş!

Sonrası malum araba için 3 kardeş ve cadı birbirimize girdik ben bir ara elime geçirip gidip sakladım, abimde telefonumu rehin aldı arabayı vermezsen sabah uyanamazsın çalar saatsiz nı haha haha dediL ben telefondan bile vazgeçmiş arabayla gece uyuyacak olmanın vermiş olduğu huzurla gıcık verip durdum:) sonra salak kafam işte getirip görsel gıcık vereyim dedim arabayı. Arabayı daha elimde görür görmez tüm ağır ve tahrik unsuu içeren sözlerimin de verdiği gazla üstüme atlayıp arabayı elimden aldılar. Cadı kolumu ısırdı, abim o gövdesiyle ezdi beni:( yaş ortalamamız 25 efendim:) gece boyu cebinden alabilmek için uğraştım abimin ama yapamadım, uzaktan sevebilirsin dedi hep!!

Vel hasıl kelam bu cadı doca geldiklerinden beri ben hırpalanıyorum, kah boya yaptırıyorlar cam kapı halı neyin ne aklınıza gelirse sildiriyorlar, kah yemek yaptırıyorlar birde oyuncaklarını vermeyip beni dövüyorlar. Evet gitsin bunlar:)) şaka şaka ben mutluyum...

NOT: o el cadı' ya aittir,, benim ellerim daha kibardır:))

 
posted by mayonez at 12:29 | Permalink | 13 comments
10.Tem.2007
1569 ABİMİN ORTA OKUL NUMARASI, BUNUN ALTTA Kİ METİNLE HİİİÇ ALAKASI YOK, TAMAMEN BAŞLIK BULAMAMAKLA İLGİLİ:)

geldim geldim beni özlemiş bensiz yaşayamayan değerli okuyucularım..mayoneziniz bir tarafını kaldırıp yazamıyor mu zannediyorsunuz, yanılıyorsunuz..

bir kerem evde bilgisayar bozuk nete girmiyor, kemarası çalışmıyor, ses çıkarmıyor daha 1 yıllık pc bu:(( iş yerinde afedersiniz kuçu kuçular gibin çalıştığım için vakit ayırıp yazamıyorum, cadının laptopu var ama densiz gelin kucağından bırakmıyorki yere, yazayım 2 satır.

cadı ve kocası(abim) bizde, onların yüzü suyu hürmetine bende rejime başladım, canım herşeyler herşeyler istiyor ama yemiyorum:)) sabahları erken kalkan tuvaleti kapıyor, cadı bize kahvaltı hazırlayıp zorla peynirle süt içiriyor bööö:(( ve akşamları bana çay yaptırmaya çalışıyorlar, meyve hazırlatmaya çalışıyorlar hatta yer yer su isteyen densizler bile olabiliyor:))

sonracıma süpsüpüm hala spora gidiyor o incecik kollarını kas yapacakmış, ne gerek var benim pehlivan herifim sen böylede güzelsin diyorum ama dinlemiyor:))ter içinde poşete tıktığı ve yer yer küflenme moduna girmiş tshirtlerini yıkamak bana düşüyor

şubede sivil savunma ekip listesinde benim ismimin karşısında kazmacı yazıyor, tüm bayanlar sedyeci, yok ilkyardım ekibi ben kazmacı, ilk okuklda da borazan çalan ilk kızdım ben 23 nisan bando ekibinde vallahi var bende bir terslik.

canlarım sizi ihmal eden bu pis mayonezi yinede okuduğunuz için çok treşekkür ederim, en çok sizin yanınızda rahatım ve kendimi iyi hissediyorum bunu böyle bilin.canım feci hamburger istiyor bunu da bilin birde ben şalgam suyu ve pekmez içemem hemen kusarım hazır onları bilmişken bunuda bilin, böcekten çok korkarım, ev temizlemeye önce mutfaktan başlarım, tuvallette hayal kurarım, her sabah dilimin üstünü fırçalarken kusacak gibi olurum, elim ıslakken asla bir yere dokunamam, mavi rengi çok severim, sırtım kocaman dağ gibi olduğu için yan poz vermem, hesap makinesini bakmadan kullanabilirim, ülker çikolatalı gofreti çok severim, küçükken aldığım etipufların önce bisküvisini yemeye çalışırdım en güzel yeri olan üst yumuşak kısmını öküz abim çalar yerdi, vernik ve baly kokusuna bayılırım:)..

hepinizi kocaman kocaman öpüyorum ve sustum gidiyorum:))

 
posted by mayonez at 18:21 | Permalink | 14 comments
24.Haz.2007
şöförsem günahım nee.. işçiysem günahım neeee bana yazık değil mi şapeyyy şapeyyyy:)))

Dibimde 2 adet peşmerge kılıklı yeğenle bu yazı nasıl yazılır ya da nasıl son bulur bilmiyorum. Her satırımı okuyorlar kendi aralarında yorum yapıyorlar:))

neyse efem başlıyorum;

** Milletin sezonu bitirip giden diziler gibi bloglarına yaz tatili verme modası da nereden çıktı?? Millet ben yeni personelim ve tatilim yok sizden başka okuyacağım yazı da yok siz teker teker giderseniz sizi ayşe armanla aldatmayan ne olsun!!

** Geçen yazınızda ki yemek tariflerinden sonra süpsüpüm accuk etlenmiş dolgunlaşmış hatta böbreklerinin üst tarafının azıcık yağlandığına inanarak spora başlamıştır:)) Ben size demiştim yumurta bu adamın neyine yetmiyordu, kan ter içinde kas ağrıları içinde geliyor eve benim sinek siklet en sevdiğim kocam:))

**Bankada herşey yolunda gidiyor, müşterilerimle muhabbet ede ede akşamı yapıyorum. Kimi boşanmış anlatıyor, kimi elektrik borcundan.. hele bu aralar zam olayı revanşta..

**Giyecek hiçbirşey bulamıyorum, bembeyaz hamza yerlikaya kollarımı bu mevsime kadar ısrarla açmadım, uzun kollu gömlekler giyip altına kumaş pantolonlar giyip sürekli göbeğimi içime çektim ama inkar edilemez şey oldu ve küresel ısıttığınız dünyamız yüzünden 40 derece havada uzun kollu giyemiyorum:(( bir pantolonun belinin sıkmasını anlarım, yada gömleğin ön düğmelerinin zorla kapanmasıda normal olabilir yahu kerdeşim nasıl oluyorda kısa kollu gömleklerimin kolları sıkıyor, resmen kan oturuyor kollarıma, eve gelip gömleği çıkardığımda kollarımın o kum saati halinden kurtulması yarım saati buluyor:))

**Bankada nasıl etek giyilir hangi etekler modadır, ama emekli öğretmen tarzı olmayacak mümkünse:) Hadi blog dostlarım accuk çalışın yazın bişiler:))

** Gelelim bankada başladığım günden bu güne kadar başıma gelenlere, efem çalıştığım bankanın 550 şubesi ve 12.000 personeli var ve benim başıma gelen kimsenin başına gelmemiş sordum öğrendim. ilk gün bankaya nasıl gittiğimi falan anlatmıştım ne zorluklar çekmiştim, geldim oturdum pc başına ve kullanıcı adım Mehmet İ.... diye açılmış benim adım emel ey dostlar mehmet ne alaka?? önceleri bunu önemsemeyip adımı zorla düzelttirdim, 2 soy ismim var evlilik sonrası nedendir bilmiyorum bu banka beni ısrarla bekar görüyor ve tek soy ismim yüzünden maaşımın bir kısmına bloke koyuldu bilmem ne bilmem ne.. zorla düzelttirdim bunları. Tam herşey süt liman oldu derken personel kartım geldi üstünde dana kadar"EMRE İ... yazıyor. Tekrar gönderdim kartı ve hala düzelmedi, bankanın hiçbir sosyal imkanından faydalanamıyorum. keşke mahmut yazsaydı, osman yazsaydıda tekrar göndermeseydim 2 ay oldu ses yok:( Yahu ne istiyor bu banka benden ısrarla bayan olduğumu kabul etmiyor, evli bayanın 2 soyadı olmasını hazmedemiyor yok mehmet diyor yok emre:)) Nedir bu ya:((( tamam accuk tüylü olabilirim, accukta omuzlarım geniş ama vallahi bayana benziyorum yane:))

haa bu arada eve koşu bandı aldım tozunu alacağım bir eşya daha çıktı lay lay lommm. yağ parçalayıcı bir bandı takılı üstünde ve onu takıyorum sırtıma 10 dakika titriyorum bitirince dardayım ey aney aney geziyorum(titreme hala sürüyor oluyor:))

neyse canlarım kuzucuklarım benim minik beyaz leblebilerim. ben kaçıyorum. vallahi bu defa daha kısa sürede yazmaya çalışacağım..öpüldünüz teker teker beyaz tenli, iri kollu ısrarla erkek zannedilen bankacı kazulet mayoneziniz tarafından:)

 
posted by mayonez at 13:57 | Permalink | 24 comments
07.Haz.2007
help, tarif istiyorum:((

Haftada bir dın dın düşen ve yazılarımla ben yine buradayız..

Evdeyim, yarın cuma ve tatile sadece 1 gün kaldı içimde saçma salak bir neşe var. Spor yapıyorum ama sanırım nafile kilo mıh gibi çakılıp kaldı bende, yinede sabırla devam edeceğim..

Yemek yapma becerimi sanırım tamamen kaybettim. Öğrencilik dönemleri hatta okuldanda önce dayımlarda besleme vari yaşarken birsürü yemek yapardım ama şimdi yapamıyorum. İnsan bir yeteneğini böyle kaybedebilir mi? Kışın yine iyi pırasa, karnabahar, hububat falan yapılabiliyor ama ya yazın:(( Taze fasulye ve türlüden başka yemek aklıma gelmiyor haa birde melemen. Ben öyle yemek kitaplarından da öğrenemem yemek illa biri yapacak göreceğim ve kendimde yapıp test edeceğim.

İlk yemeğimi Emine'nin teyzesi öğretmişti bana. Emine ile annelerimiz peşpeşe öldü ve biz bu acınında verdiği bağla bağlandık. Annemi yeni kaybetmiştim, ilk dönemler pek birşey anlamadım çinkü evde birileri vardı ve komşular falan cenaze dolayısıile yemek getiriyordu ama ufak ufak insanlar çekilmeye başlayınca o acı tabloyla yüzyüze kaldım. Evde yemek bekleyen 3 erkek vardı. Başım her dara düştüğü zamanda olduğu gibi yine telefona sarılıp emineyi aradım, o da benim gibi 15 yaşında ve öğrenci o nereden bilecekse yemek yapmayı.. emine telefonu teyzesine verdi, yaşlı titrek bir ses bana fırında tavuk yapmayı anlattı ve denedim cidden güzel olmuştu. sonraları emineyle araştırarak falan 2 3 çeşit yemek yapmayı öğrenmiştik. Zaten hem eminelerin evinde hem de bizim evde büyük kilo kayıpları yaşanıyor kimse birşey yemek istemiyordu..

Burada parantez açıp birazdaha Emine' yi anlatmak istiyorum. Yeşil gözlü minnacık suratlı kediye benzeyen eminemle hala telepatik bir şekilde anlaşabiliyoruz. Mesela ben ne zaman ağlasam telefonum çalar ve bende onu ne zaman hatırlasam ve arasam bilirim ki yine üzgün. Hayatta kiç küsemediğim ve kopamadığım biri Emine. O kadar acı yaşadı ki o da bu hayatta ve hala yaşıyor.Üvey annesi ile babası eve 5 kuruş vermeden tatile giderdi Eminenin..Evde aç kalmak, telefonon kilitlenmesi, kıyafet almamak gibi türlü eziyetlerine dayanamayan eminemde benimle aynı şehirde ünv kazandı. Evli ablasında kalırdı ve orada da görüştük,okul bitmeden evlendi şimdi bir kızı var ve çok mutsuz Emine. Evliliğini bitirmesine tek engel kızı Ada. Bu sene nihayet kadrolu öğretmen olabiliyor en azından bir mesleği oldu ..

Emine benden sonra aldı yürüdü yemek konusunda. evine son gittiğinde yaptığı yaprak dolmasının tadı hala damağımda.. Yeşil gözlü meleğim inşallah sende güleceksin bu hayatta nasıl olacak bu bilmiyorum ama bu hayat sanada gülecek. Kapıyı çekip gidemeyeceğini bilen o kocan olacak vicdansız belki düzelecek ya da evinize huzur gelecek inan bilmiyorum ama herşey düzelecek..

 
posted by mayonez at 23:50 | Permalink | 24 comments
30.May.2007
müşterilerden gelen rüşvetleri sayıyoyum..

**1 paket dolusu falım sakız

**3 kutu dolusu kuru pasta

** mado dondurma kocaman paket

**kek

**puaça

haşlanmış mısır hala beklerniyor..

9 kurşun yiyip ölmeyen adamın oynadığı binbirgeceyeyi artık sevmiyorum suyu çıktı be eski kayın peder kayınvalidenin ne işi var hastanede, gelin resmen elden gidiyor şunların yaptığı densizliğe bak..zaten uzun süredir siyaset, seçim falan filandan hiç bahsetmiyorum zaten baykal ve erdoğan zehirlenmesinden öleceğiz..

artık tv de de izlenecek birşey kalmadı, evde vakit geçmiyor.. bu pazar süpsüpüme kalkıp kahvaltı hazırladım( bu defa bizim malzemelerle;) yedik ve çıktık evden. benim zorumla üsküdara gittik ve yol boyunca başımın etini yiyen pek bi sevdiğim kocama rağmen güzel bir haftasonuydu.. en sevdiğim kocam haklıydın cidden gezilecek yer yoktu ve beynimize güneş geçti, yemek yiyecek yer bile bulamasak ta beraber olmamız yetmezmiydi canıımmmm:)

süpsüpü herakşam netten tavla oynamaya alıştı acil onu vazgeçirmeliyim, yoksa benim pc başına oturabilmem hayal oluyor:((

bu pazar gezmelerini çaktırmadan çaktırmadan hayatımıza sokmayı planlıyorum bakalım başarılı olabilecekmiyim.

daha şubeden çıkmadım ve evde yemek yok, daha doğrusu var ama süpsüpüm o yemeği yemiyor zannımca yine bize burger king amca yolları görünüyor.. dışarda yiyip eve dönünce yarın için yemek yapayım bari.. bu arada şu saat itibariyle karnım gurulduyor. bugün sadece köz patlıcan ve salata yedim. açımmmm:(((

saat 8 de çıkacağım şubeden,bir ben bir güvenlik görevlisi kaldı içerde , sakız çiğneyerek yazıyorum yazımı..ben accuk işimin başına dönüyorum canlarım. öptüm kocaman kocaman..

 
posted by mayonez at 19:16 | Permalink | 12 comments
23.May.2007
okul anıları

Özetler; aşağıda değineceğim konular, işim, anneler günü, okul hayatımdan birkaç anı ve bildik mayonez işte. Baştan söyleyeyim hazır olun. Ne bilim her kitabın bile bir ön sözü oluyor diye yazdım. ( bu arada neden Türk filmlerinde hülya Koçyiğit ablamız kitap okumaya önsözden başlar anlamamışımdır)

Efem bankayı sevdim işim bu kadardı:))

Gelelim anneler gününe. Annem harika bir kadındı ve anneler gününü kutlayamadım diye başlayıp sizi üzmeyeceğim ama annemle ilgili aklımda kalan ufak tefek şeyleri buraya yazacağım ki hem ben unutmayayım hem de torunları buradan okuyup görsün çatlak ananelerini. Annem fiziksel olarak çok güzel bir kadındı, kocaman siyah gözleri, muntazam alınmış kaşları, bembeyaz tenli, sarı dalgalı saçlı, uzun boylu ve iri yapılıydı. O kadar çok gülerdi ki aklımda hep bembeyaz inci dişleri kalmış. Oldukça otoriter bir o kadar da neşeli, arkadaş gibiydi. Benim bebeklerimle, eski perdelerden gelinlik dikmek bahanesiyle oynardı rahmetli. Sofra başında gülmekten burnumuzdan ayran neyin fışkıracak kadar çok gülerdik. En çok o sofraları özlüyorum zaten. İştahlı 3 küçük kardeş ve onları doyurmaya çalışan anne:)) pirena gibisiniz tabağınızı doldururken kolumu yutacaksınız derdi annem:))) Ara sıra keşke 1 saatliğine geri gelse diyorum, İstanbul’u gezdirmek, son model cep telefonu almak, en son moda kıyafetlerden giydirmek, gülmek sarılmak koklamak için. Yolda yürüyen anne kız ikilisi görmeye bu yaşım olmuş hala dayanamıyorum ben. Annemi ilk kaybettiğim senelerde herkesin annesiyle kendiminkini kıyaslardım, benim annem daha uzun, daha güzel, bizimle daha çok konuşuyor ve gülüyor falan diye. Şimdi anlıyorum ki herkesin annesi onun için prenses. Beklide annem kadar harika bir kadın olamayacağım için kaçıyorum anne olmaktan. Neyse annem için daha sonra uzunca bir yazı yazarım sayfama. Konu bütünlüğünü ve baştan yazdığım ön söze bağlı kalmalıyım.

Gelelim okul mevzuna. Enne yazmış, dolphin, milkland falanda yorumlarıyla neşe katmış bende yazmadan geçemedim. İlk okula beni mahallenin tuhafiyecisi orloncu ali amca yazdırdı demiştim daha önce.. Böyle süper bir başlangıç sonrası ne beklenebilir ki:))) birkerem ben hiç kolej vari bir okulda okumadım, öyle yüzmeye giden, piyano çalıp kıçı başı ortada bale yapan bir kız hiç olmadım. Yarma gibiydim. Asla narin bir kız olmadım, babaanneminkiyle aynı renk ve model kabanım, ağabeymle aynı model botlarım, kısa kesim hapishaneden yeni kaçmış kılıklı saçlarım ve başlı başına yaratık mayonez. Saçını 2 yandan bağlayan kırmızı kurdeleli kızlardan oldum olası tiksinmişimdir:)))) ilkokula başladığımda sınıftaki herkesten yaşça küçük lakin boyca uzundum. Annem asla bize bir simit parasından fazla para vermediği için( abur cubura alışmayalım diyeymiş) asla o okunun önünde satılan leblebi tozu, külah şeker, yumiyum gibin şeylerden yiyemedim:))) hee birde tombi yiyemedim?:( okul çantam ceymis bond gibiydi. Hani şu kızların pembeli çanta taktığı dönemlerde cüce kalmış maliye memuru gibi gidip geldim okula:)))) kendimi evde fark ettirip sevdireceğim diye daha okula gitmeden okuma yazma biliyor, tüm okul ve mahalle arkadaşlarımı dövüyor hatta kanepenin üstünde abim ve kardeşim varken kanepenin altına yarı belime kadar zorla girip kıçımla kanepeyi kaldırabiliyordum. Bitti mi hayır bitmedi; kapılara tırmanmak, 2 elim üzerinde 2 adım yürüyebilmek, türkü çığırabilmek, anne evde yokken sunta gibin kekler yapabilmek, flüt ve org ile Türk sanat müziği parçalarını çalabilmek, ağzımda biriktirdiğim tam 120 adet ay çekirdeği içini bir defada yutabilmek.. Daha yazayım mı:))) ? tabiî ki fark edilememiş hep silik olmuş zavallı mayonez:)))

Geldik lise dönemlerine.. Anadolu kız meslek lisesine gönderildim zorla, sebep accuk serpilmiş olmam. O arada da bu arayış bitmedi. Okulda hala adım anılıyormuş, ben mezun olduğum gün tüm öğretmen ve müdür muavinleri çiftetelli oynadı yemin ederim:)) Elini overlok makinesine sıkıştıran, makine yağına düşen, yangın kovasıyla şaka olsun diye arkadaşını ıslatan, hardal sarısı renkte etek dikip litaratüre giren, yazılılarda kağıt değiştirip yakalanınca benim adım nilüfer aslında ama arkadaşlar bana mayonez diyor gibi salakça açıklamalar yapan, okuldan kaçıp arkadaşın evinde kısır yapıp yiyen, sınav olacağı zaman arkadaşlarıyla yakın oturabilmek, tek tek hoca oturtmasın diye sınıftan sıraları cengaver gibi sırtında bir alt kata taşıyan, saçlarını sımsıkı arkadan bağlamış, iri burunlu çirkin ördek yavrusu mayonez:))) Bitti mi bitmediiiiiii:))))) üniversite dönemleri abiyle sırt sırta fakültelerde geçti. Zaten abiyle sadece lisede ayrıldık o da kız lisesi malum haaaahahah:)) bana çizilmiş bir kampus krokisi ve o kağıt üzerindeki yolu takip ederek bitirdim okulu. İnanın hala bilmiyorum benim fakülteye başka nasıl bir yoldan gidilir:))) heykel traşlıktan nasıl atıldığımı, süpangle bulaşmış dişlerle nasıl koca yemekhanede gülme yarışması düzenlediğimizi, yurtta banyo lifiyle etüt kapısında nasıl zorla halay çektiğimi, falanı filanı az çok biliyorsunuz.

Bana okul demeyin ey dostlar, diğer arkadaşlar pipetle narin narin kolalarını içerken ben burnumdan fışkırtırdım milleti güldürmek için. Şimdi bu deli kız bankada ve o kadar kokoş içinde eski günleri yad ediyor. Ama şu da bir gerçek ki ben gerçekten başarılı bir öğrenciydim, ara sıra arkadaşların öğlen yemeklerini çalar yerdik, ayakkabılarını zorla çıkarıp derste pencereden atardık, ceketlerinin arkasına ben salağım yazıp, iliştirip tüm okulu gezdirirdik, Adalet’ i fok balığı diyip deli ederdik ve tüm defterlerinin kapaklarına burnunda top olan fok balığı çizerdik , Zuhal’ e kasnaklı at derdik, yanından geçerken kişnerdik ama inanın içimizde kötülük yoktu:))))

 
posted by mayonez at 22:03 | Permalink | 17 comments